Bilim Tarihindeki Karanlık Olaylar ve Bilimin Zararları

Sponsor Bağlantılar


Konu Özeti:Bilim Tarihindeki Karanlık Olaylar ve Bilimin Zararları, Bilimi genel olarak büyüleyici buluruz, fakat her zaman durum böyle değildir. Hatta bilimin çoğu kısmı karanlık tarafta oyun oynar. Science Channel’ın yeni şov..

Bilimi genel olarak büyüleyici buluruz, fakat her zaman durum böyle değildir. Hatta bilimin çoğu kısmı karanlık tarafta oyun oynar. Science Channel’ın yeni şov programı “Dark Matters” türkçesi karanlık olaylar, bilim tarihindeki yaşanmış gerçek olayların yanlış ile doğru arasındaki hikayesini anlatıyor. Bilimsel keşif mi? Yoksa bildiğimiz işkence mi?

İşte bilim tarihindeki en karanlık anlar:

Elektrikli Sandalye

Thomas Edison belki de tüm zamanların en büyük icatçısıdır. Onun elektrik lambası, gramofonu ve hareketli resimleri tüm dünyayı temelinden değiştirdi.

Fakat Edison dünyada sadece hayatı iyileştiren teknolojik gelişmeler bırakmadı. O ve bir kaç arkadaşı aynı zamanda dikkate değer bir teknolojik gelişme olan elektrikli sandalyeyi dünyaya armağan etti.

Öyleyse nasıl oluyorda bir insan hem hayatı güzelleştiriyor hem de onu öldürebiliyor?  Bu aslında onun en büyük rakibi olan George Westinghouse’nin alternatif akım gücüne karşı olan savaşının bir sonucuydu.

Edison  doğru akımın geleceğin yolu olduğuna inanıyordu. Fakat bakırdan doğru akım geçirmenin maliyeti çok yüksekti. Bu arada Westinghouse’nin alternatif akımının maliyeti etkileyiciydi. Alternatif akımın doğru akımla olan mücadelesi “akım savaşı” olarak da bilinir. Bu savaşın tek zaiyatı doğru akım ve sayısız suçlu mahkumlar oldu.
Edison alternatif akımın tehlikeli olduğunu kanıtlamaya çalıştı. Çünkü buna ihtiyacı vardı. Fakat küçük hayvanları elektrikle idam etmenin yeteri kadar toplumun dikkatini çekmediğini anlayınca, Edison işi büyüttü: Sıra insanlara gelmişti.

Elektrikli sandalye ile ilk idam vakkası 1890 yılında yaşandı ve felaketle sonuçlandı. William Kemmler isimli bir mahkumun ölmesi tam sekiz dakika sürmüştü. Açıkca söylemek gerekirse, adamın içi dışı yanmıştı.

Elektrikli sandalye yüz yıldan daha fazla bir süre kullanılmaya devam etti.

Anestezi

Horace Wells kimseyi incitmek istememişti. Aslında o insanları acıdan kurtardı, büyük ihtimalle siz de bundan faydalandınız. Tıp tarihinde modern anesteziyi kullanan ilk doktordur kendisi.

Wells 19. yüzyılda yaşayan bir diş hekimi olarak nitro oksit (güldürme gazı) ve eter gibi iki favori anesteziyi yaptı. Hatta bunların etkisini kanıtlamak için kendi dişleri üzerinde denedi.

Fakat ameliyatların acısız gerçekleşebileceği iddiası kolayca kabul edilmedi. Sonunda iki doktor bunun patentini almak için 1847 yılında girişimlerde bulundu. Wells de kayıtları düzeltmeye karar verdi ve kendisinin niçin patent almadığını açıkladı: “Anestezi kullanımının soluduğumuz hava gibi ücretsiz olmasını istedim” demişti.

Onun profesyonel engelleri ve yaşadıkları sonunda onu kloroform testine götürdü. Sonuç pek de iyi değildi. Uyuşturucunun etkisinde kalan Wells iki fahişenin suratına asit atmaktan tutuklanarak ceza evine kondu ve bir süre sonra intihar etti.

Wells’in eşine yadığı intihar notunda,  uyuşturucu bağımlılığının ve yaşadıklarının onu bu kaçınılmaz sona doğru götürdüğünü farkettiğini yazıyordu. ” Yaşasaydım bir manyak olacaktım”

Atar damarını kesip intihar ederken acısını azaltması için, Wells son bir kez kloroformu içine çekmişti.

Einstein’ın Beyni

Albert Einstein tüm zamanların en büyük beyinlerinden biri olarak bilinir. Peki onun beynini bu kadar büyük yapan şeyi bilmek isemezmisiniz?  Bu durum Dr. Thomas Harvey’in 1955 yılında Einstein’in beynine ne yaptığıyla ilgili.

Dr. Harry Zimmerman (üstteki resimde görülmektedir) isimli Einstein’in en yakın arkadaşlarından birisi Harvey’e Einstein’in beynini çıkarması ve onu saklaması konusunda istekte bulundu. Üstelik Einstein’in ailesinin böyle bir konuda izinlerine başvurulmamıştı. Tarih sayfalarına düşen not ise akıl almaz birşeydi. Beyin onlarca yıl boyunca Harvey’in bodrumunda saklanmıştı. Daha sonra bu beyin Harvey ile birlikte ülkeler arası bir geziye çıktı ve sonucunda da “Driving Mr. Albert” isimli kitap ortaya çıktı.

Einstein’in beyninin bir kısmı daha sonra Marian Diamond isimli bir noroloji uzmanının eline geçti. Diamond ise Einstein’in beyninin dikkate değer bir biçimde farklı sayıda sinir sistemi doku hücresine sahip olduğunu buldu ve bu konuda bir makale yayınladı.

Einstein’in beyninin bu uzun yolculuğuna rağmen, onun dehası hala gizemini korumaktadır.  Tabi ondan geriye kalan şeyin  niçin bu kadar rasgele saklandığı da hala gizemini koruyor.

Kayıp Kozmonot

Tarih kitaplarında Rus uzay programının ilk başlarda insan hayatını pek de ciddiye almadığı biliniyor. 1971 yılındaki Soyuz 11 uzay görevi sırasında ölen üç kozmonot gibi (üstteki resimde bu kozmonotları görebilirsiniz), Rusya’nın uzayı keşif amaçlı programlarında bir çok insan kaybı verdiği biliniyor. Yuri Gagarin’in 1961 yılında uzaya ilk çıkan insan olmasından tam iki hafta önce, italyan Judica- Cordiglia’lı iki kardeş kayıp kozmonotların seslerini bir radyo frekansından duyduklarını iddia etti.

Eğer bu doğruysa, Gagarin uzaya çıkan ilk insan değildi, fakat sağ olarak dönmeyi başaran ilk insandı. Önceki görevlerin niçin başarısız olduğu ise bugün hala bir sır.

Bu teoriye adanmış bir websitesi bile var. Hatta kayıp kozmonotların son seslerini buradan dinleyebilirsiniz.

Tüm bedeni nakletme

Karanlık bilim geçmişe ait birşey değildir. Eğer bilimin etik sınırlarını aştığı durumlara bir kanıt istiyorsanız, Dr. Robert White’ın hikayesini dinleyin.

1970′lerden ölümüne (2010) kadar olan sürede, White kafa nakletmede en büyük uzmandı.

White bir maymunun kafasını başka bir maymunun bedenine nakleden ilk nörobilimciydi. Maymun yaşamış olsa da, yeni bedeni üzerinde hiç bir kontrolü yoktu.

Bu korkunç işler olurken, insanlar White’ın amaçlarını saygı değer ve onurlu olarak gördü. White aslında tam bir katolikti ve  insanları ölümcül hastalıklar ile felçlerden kurtarmaya çalışıyordu.

Kendisini laboratuvara kilitlemiş şeytani bir bilim adamı olmaktan çok uzak bir şekilde, White 2009 yılında verdiği bir röportajda  alçak gönüllü ve McDonalds seven bir ihtiyar olarak biliniyordu.

Sponsor Bağlantılar


Bu Sayfayı Paylaş

Henüz Yorum Yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

(örnek: Lionel Messi) *

(İsteğe Bağlı)