Dirse Han Oğlu Boğaç Han Karakterleri kısa özet (hakkında bilgi) kısaca konu anlatımı

Sponsor Bağlantılar


Konu Özeti:Dirse Han Oğlu Boğaç Han Karakterleri kısa özet (hakkında bilgi) kısaca konu anlatımı, 1. Dede Korkut 2. Bayındır Han Öykünün başında ve sonunda yer almasına ve üzerinde çok gelişme olmamasına rağmen olayların gelişiminde temel ve özlü..

1. Dede Korkut

2. Bayındır Han
Öykünün başında ve sonunda yer almasına ve üzerinde çok gelişme olmamasına rağmen olayların gelişiminde temel ve özlü bir etkisi vardır. Her şeyden önce, öykü, onun bir tutumu ve fermânı üzerine oturmuştur. Verdiği fermân nedeni ile Dirse Han’ın hayatında özel bir değişim ve gelişim olmaktadır. Aslında öykünün tetikleyicisi bu fermândır. Daha ilginci ise ikinci bölümde görüldüğü üzere Dirse Han’ı oğluna karşı tavır almaya zorlayan şey de Bayındır Han’ın erki ve korkusudur. Bu erk, çok üzülse de Bayındır Han’ın komplo düzenleyicilere kanmasına, boyun eğmesine sebeb olmuştur. Bayındır Han’ın fermânı ayrıca özel bir mesaj da vermektedir. İnsan varlığı Oğuzlar için hayatî bir önem arzetmektedir. Bu fermânın amacı şöyle özetlenebilir:

a. Çocuğu olanlara ayrı ve özel bir önem verilecektir (dikkât, sadece oğlu olanlara değil, kız ya da erkek çocukları olanlara.)

b. Kız çocuğu olanlar kızıl otağlarda ( kız çocuğu sâhibi olanlara âit otağlara) ağırlanacaktır. Çünki kız çocuklara sâhib olmak teşvik edilecek önemli bir meziyettir. Kızlar özellikle akrabalık bağlarının yegâne öğesidir. Hattâ eski devirlerde yeni evli çift, kız babasının belirleyeceği bir dönem süresince kız obasında kalır ve damat resmî denebilecek biçimde öz evlât muâmelesi görerek kız babasının yararına çalışırdı. Savaş zamanlarında da kız babasının saflarında yer alırdı. Kısacası kız sâhibi olmak ekonomik anlamda da oldukça yararlı idi.

c. Erkek çocuğu olanlar ak otağlarda ağırlanacaktır. Ak sözcüğü eski devirlerde yönetici sınıflar için kullanılan bir sıfattır. (akbudun : yönetici sınıf)

d. Çocuğu olmayanlar ise kara otağlarda ağırlanacaktır. Kara sözcüğü eski devirlerde tebâ, avam anlamına bir sıfattır. (karabudun:yönetilen sınıf). Çocuk sâhibi olmayanlar bu şekilde çocuk sâhibi olmaya zorlanıyordu.

İnsan varlığı bu kadar önemli idi. Çünki, savaş dönemlerinde vuruşacak, barış dönemlerinde ise ekonomiye artı
değer katacak olan insan gücü, eski çağlarda her toplumun en büyük gücü idi. Bayındır Han aynı zamanda taht ve
mal veren yani erk kazandıran bir kişiliktir. Toplumda saygınlığın yolu onun saygısını kazanmaktan geçmektedir. İlk
bölümde neden kara otağda ağırlandığını merak eden Dirse Han, savaşta ve barışta hep kendisinin yanında
bulunduğu için buna bir anlam veremiyor. Gerçekte savaş ve barıştaki erkin de insan varlığına dayandığı bu şekilde
ortaya çıkıyor.

3. Dirse Han
Boğaç Han’ın babası. Erk arzusu ve han korkusu onun danışmanlarına (kırk yiğit) inanmasına neden oluyor. Ancak yaptığı işten duyduğu pişmanlık beşinci bölümde kendisini gösteriyor ve tanımadığı halde oğlunun köle yapılmaması için kendisini iknaya çalışıyor. Başına gelenlerin yaptıklarından kaynaklandığını ve aslında suçunun cezasını çektiğini ifâde ediyor. Esas itibariyle ara yöneticileri ve onların yönetim erkine olan bağlılık ve korkuları ile oluşan icrâ sınıfını temsil etmektedir. İcrâ sınıfının hatalarının temelinde nelerin yattığı ve verilen yanlış kararların nelere sebebiyet verdiği ince ve etkili bir üslûbla anlatılmaktadır. Anlıyoruz ki:

Vâli vs. yerel erk sahibleri karar alırken karar mekanizmalarını iyi değerlendirmek zorundadırlar. Yönetimde bürokratların kaygı ve etkilerini analiz ederek âdil ve açık (şeffaf) olmalıdırlar. Kararlarını alırken ve uygularken gelen eleştirileri de dikkate almalıdırlar.

4. Boğaç Han
Yönetimde yeni kuşakları temsil etmektedir. Yeni kuşakların da bürokratik yapıyı iyi tanımaları ve dengeleri gözetmeleri gerekmektedir. Buradan tecrübeye önem verilmesi gerektiğini de anlıyoruz. Çünkü yeni kuşaklar kendi dünyalarına doğarlar ve o dünyayı dikkate alırlar. Oysa halk ve yönetim unsurları katman ve derecelerden oluşmuştur. Bu nedenle tecrübeden faydalanmaları gerekmektedir.

Onun en belirgin özelliği de boğa karşısında gücden başka bir öğeyi kullanarak muzaffer olmasıdır: Akıl. Yeni kuşakların getirisi de yeni fikirler ve taze düşünce yollarıdır. Kısacası, kaba güç hantal ve düşüncesizdir. Oysa her zorluğu aşmanın temel şartı düşünmek ve yöntem bulmaktır. Bu çıkış yolu Türk kültürünün en belirgin aktörlerinden biri olan Keloğlan’ın da temel oluşum referansıdır.

5. Dirse Han’ın han kızı hatunu
Güçlü kadın ya da kadının gücü konusundaki en belirgin figürlerdendir. Aynı zamanda annelik ( ki bu aslında bireysel bir kazanım değil devlerin ve toplumun da beklentisi ve verdiği görev yönünde kutsal bir görevdir) duygusunun kadına verdiği şefkat ve bunun katma değeri olan dayanma ve araştırma, sorgulama gücü kendisini bireysel cesaret ve eylemler şeklinde ortaya koymaktadır. Oğlunu araştırırken yanına aldığı kırk kadın (kırk kutsal bir rakamdır) onun bu konuda teşkilatçı yapını da göstermektedir. Kadın ve anne, aceleci olmayan, akılcı fakat şefkatli, sezgi gücü ve analiz, çıkarım özelliği olan kutsal ve karşı konulmaz bir fakat iki yönlü toplumsal bir gerçeklik ve kabuldür. O, öyle tanımlanmış ve yine ondan beklenen bu toplumsal görevini her zaman ifaya hazır olmasıdır.

6. Dirse Han’ın kırk yiğitleri (danışmanları)
Bürokrasi…Her devlet ve genelde her oluşumun ( kurum, kuruluş, dernek, toplumsal hareket, ekonomik ve idari yapılarla birimler) iskeletini oluşturan, her zaman şikayet edilen fakat vazgeçilemeyen öğesidir. Yöneticinin değeri aslında bürokrasiyi kazanma ve dengelerini koruyarak onları yönetme kabiliyetinden geçmektedir. Hiçbir dünyevi güç, bürokrasi ile anlaşmazlık içine düştüğü halde başarılı olmamıştır. Bürokrasi barışılması ve kazanılması gereken bir sınıftır. Bu nedenle her şeyden önce dengeleri iyi korunmalı ve kuşkuları asla göz ardı edilmemelidir. Kutadgu Bilig gibi Türklüğün dört temel kitabındab biri de özellikle bunun üzerinde sayfalarca durmuştur. Bürokrasileri en gelişmiş toplumlar dünyanın en büyük imparatorluklarını kurmuş toplumlardır. Bürokrasi, hukukun, diplomasinin ve protokolün varlık nedenidir. Bürokrasinin olmadığı yerde ne hukuk, ne diplomasi, ne protokol, ne arşiv ve hizmet ve ne de meşûiyyet olmaz. Bütün Türk imparatorlukları ( Orta-Asya imparatorlukları, Ön-Asya ve Avrupa imparatorluklarımız vb…) ve diğer imparatorluklar ( İngiliz, Fransız, Alman, Rus ve nihayet ABD ve AB ) hep bürokrasi üzerine kurulmuştur. O halde bürokrasi yönetimi çok önemlidir ve yaşamsal bir anlam taşımaktadır. Buradan anlıyoruz ki, bürokratik yapıyı da çok iyi tanımak gerekir. Onların güven ve sevgisini kazanmak, onlara değer verildiğini duyumsatmak büroksanin devlet için tehlikeli bir yapı kazanmasına mâni olur.

7. Han kızının kırk nedimesi 
Kırk, Türk kültür dünyasında ( üç, beş, yedi, oniki vb.) kutsal bir rakamdır. Üçler, beşler, yediler ve kırklar deyimi kutsallık kazanmış, muhtemelen dünyevi yönetim birimlerinden kaynaklanmış temeli yönetim kavramına dayanan terimlerdir. Çok eski zamanlarda, bu tip kurulların varlığı, yine uzak fakat bilinen tarihlerde kayıt altına alınmış belgelerden anlaşılmaktadır: Kengeş kurulları, toy kurulları ve nihayet dîvan kurulları. Ancak, destanda bu rakam belki bu anlamlarından sıyrılmış ve bilinen yada günümüzde artık anlam karşılığı eylem ya da düşünce kaybolduğu için bilinmeyen nedenlerle kullanıla gelmektedir. Kesin olarak bilinen kutsal ve erksel bir yüzünün bulunduğudur.

8. Bayındır Hanın adamları (teşrîfatçılar, protokol görevlileri)
Yine her türlü kurul, kuruluş, teşkilat, yapı vb. toplumsal kurulumlarda vazgeçilmez öğeler eskilerin buyruk dediği bu protokol ( teşrîfat, karşılama, denklik karşılaması) sınıfıdır. Bürokratik yapı da protokol alt ve üst arasındaki ilişkininde simgesel bir anlatımıdır. Protokole bakarak, kim olduklarını ve sıfatlarını bilmesek bile, mutlak anlamda üstleri ve altları tanıyabiliriz.

9. Hızır Aleyhisselam

Hızır aleyhisselam zaten dinsel olmakla beraber efsanevi bir kişilik olması nedeni ile pek çok destan ve hikayede ismen olmasa bile işlevsel anlamda yer alır. O, zor anda yetişen ve yol gösterendir. Ancak dikkat çekici nokta şudur: Hızır aleyhisselam Boğaç Han’ın yarasını sıvazlamakta ve ona bu yaranın öldürücü olmadığını söylemektedir. Ancak Boğaç Han hemen iyileşmemekte ve onu tabibler (doktorlar yâni tıp) tedavi yolu ile sağlığına kavuşturmaktadır. Bu, esasen, Kur’ân-ı Kerîm’de anlatılan Hızır aleyhisselam tanımına da uymaktadır. Hızır aleyhisselam, Allâh celle celâluhû tarafından kendisine verilen görev ve imkanlar vasıtası ile zamanda yolculuk yapabilen kutsal bir kişilik ( belki bir elçi, peygamber) ve figürdür. Kısacası, kadere müdahil olamamakta ancak ve sadece izn-i ilâhî ile müşâhid olabilmektedir. Bu yönünün vurgulanması oldukça dikkate değerdir.

10. Obanın üç erkek çocuğu
Destanlarda Oğuz hayatı anlatılırken çocuk dünyası ve oyunları ile ruhsal davranış ve tepkileri de unutulmamıştır. Aşık oynayan bu çocuklar “normal” bir şekilde boğadan korkarak güvenli bir yere çekilmişlerdir. Boğaç ise boğaya karşı durmuştur. Bu üç çocuğun boğadan kaçması onların korka olduklarından çok Boğaç’ın fazladan cesaretini vurgulamaktadır. Bu özelliği ona ad verilmesine neden olmuştur. Türkçe’de hâlen yer alan “ad almak / nam almak” deyimi de o eski zamanlardan kalmıştır. Demek ki, ad almaktan kasıt insan olarak bir tanıtaç kazanmak değil, varlığını ve farklılığını duyurmaktır.

Sponsor Bağlantılar


Bu Sayfayı Paylaş

Henüz Yorum Yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

(örnek: Lionel Messi) *

(İsteğe Bağlı)