tell ne demek, türkçesi nedir, türkçe anlamı

Sponsor Bağlantılar


Konu Özeti:tell ne demek, türkçesi nedir, türkçe anlamı, tell  {tel} {V} söylemek, demek, anlatmak, emretmek, açığa çıkarmak, bildirmek, haber vermek, ayırt etmek tell i. ark höyük. tell f. (told) söylemek, nakletmek, hikâye etmek, anlatmak;..
tell Dinle! {tel}

  • {V} söylemek, demek, anlatmak, emretmek, açığa çıkarmak, bildirmek, haber vermek, ayırt etmek
tell i. ark höyük.
tell f. (told) söylemek, nakletmek, hikâye etmek, anlatmak; ifade etmek, beyan etmek, tebliğ etmek, bildirmek; saymak, birer birer saymak; emretmek; keşfetmek, ifşa etmek, yaymak; temin etmek; itiraf etmek; tesiri olmak, tesir etmek; haber vermek, haber yaymak, şikâyet etmek. tell a story masal anlatmak. tell a story, tell a lie yalan söylemek, masal okumak. tell fortunes fal açmak tell it like it is (A.B.D.),( argo) olduğu gibi anlatmak; gerçeği anlatmak. tell off sayıp ayırmak; k.dili. yüzüne vurmak, şiddetle azarlamak. tell on yormak, bıkkınlık vermek; k.dili. birini ele vermek, gammazlamak. tell tales masal uydurmak; sır söylemek, gammazlık etmek. tell things apart birbirinden ayırt etmek, ayırmak. tell time saatin kaç olduğunu anlayabilmek; zamanı göstermek. Every blow tells Her darbenin tesiri var. all told bütünüyle, hepsi beraber.
tell f. (told)
1. söylemek; anlatmak: I told her the news. Ona haberi söyledim. I told her he was here. Onun burada olduğunu kendisine söyledim. Tell me what happened. Neler olduğunu bana anlat. She doesn´t tell lies. Yalan söylemez. Tell me a story! Bana bir masal anlat! I told you he´d botch things up, didn´t I? İşleri berbat edeceğini söyledim, değil mi? I can´t tell you how vile it was. Onun ne kadar kötü olduğunu sana anlatamam. Don´t tell me you´re now a doctor! Gerçekten hekim olduğuna inanamam! To tell you the truth, I can´t stand the guy. Doğrusunu istersen heriften nefret ediyorum. I won´t tell a soul. Kimseye söylemem. You can´t tell him anything. Ona hiçbir şey dinletemezsin. Something tells me we´re lost. Yolumuzu kaybettiğimizi hissediyorum.
2. göstermek; anlatmak: This book tells you how to fix clocks. Bu kitap sana saatlerin tamirini öğretir. The firing of the cannon tells you the fast has ended. Topun atılması orucun bittiğine işaret ediyor.
3. söylemek, anlamak: Can you tell whether or not it´s malaria? Sıtma olup olmadığını anlayabildiniz mi? I can´t tell which is which. Hangisinin hangisi olduğunu kestiremiyorum.
4. söylemek, emretmek: Are you asking me or telling me? Benden rica mı ediyorsun, yoksa bana emir mi veriyorsun? I told them to wait. Beklemelerini söyledim.
5. (bir şey) etkisini göstermek: Quality always tells. İyi kalite her zaman kendini belli eder. The strain was beginning to tell on him. Sıkıntının izleri onda belirmeye başlıyordu.
6. (bir şey hakkında) emin olmak: On the other hand he just might win. You never can tell! Gene de bakarsın galip gelir. Hiç belli olmaz!
tell tell tel Fiil [D] told * söylemek; anlatmak: I told her the news. Ona haberi söyledim. I told her he was here. Onun burada olduğunu kendisine söyledim. To tell you the truth, I can’t stand the guy. Doğrusunu istersen heriften nefret ediyorum. * göstermek; anlatmak: This book tells you how to fix clocks. Bu kitap sana saatlerin tamirini öğretir. The firing of the cannon tells you the fast has ended. Topun atılması orucun bittiğine işaret ediyor. * söylemek, anlamak: I can’t tell which is which. Hangisinin hangisi olduğunu kestiremiyorum. * söylemek, emretmek: Are you asking me or telling me? Benden rica mı ediyorsun, yoksa bana emir mi veriyorsun? I told them to wait. Beklemelerini söyledim. * (bir şey) etkisini göstermek: The strain was beginning to tell on her. Sıkıntının izleri onda belirmeye başlıyordu. * (bir şey hakkında) emin olmak: On the other hand he just might win. You never can tell! Gene de bakarsın galip gelir. Hiç belli olmaz!
Sponsor Bağlantılar


Bu Sayfayı Paylaş

Henüz Yorum Yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

(örnek: Lionel Messi) *

(İsteğe Bağlı)